Skip to content
Tafsir As-Saadi - Turkish · Az-Zumar
Sūrah 39

Az-Zumar

This is a tafsīr in a language other than Arabic as the Quranic Universal Library (QUL, by Tarteel) has it, taken through the open copy of QUL’s data that spa5k/tafsir_api keeps. QUL’s record does not say who wrote or translated it or which printed edition it follows, and states no licence for the text, so the right to show it is not verified. Nobody has compared it with a printed book, and no scholar has reviewed it. Each passage stands beside the verses it comments on, which are the Qur’ān text of Tanzil, shown as it is there. Sabīl did not write or translate any of it.

Text fromQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITtaken 2026-10-21

Verses 43–44

أَمِ ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ شُفَعَآءَ ۚ قُلْ أَوَلَوْ كَانُوا۟ لَا يَمْلِكُونَ شَيْـًٔا وَلَا يَعْقِلُونَ 43 قُل لِّلَّهِ ٱلشَّفَـٰعَةُ جَمِيعًا ۖ لَّهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۖ ثُمَّ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ 44

43- Yoksa onlar, Allah’ın dışında şefaatçiler mi edindiler? De ki:“Ya onlar hiçbir şeye sahip değilseler ve (hiçbir şeye) akıl erdiremiyorlarsa da mı (onları şefaatçi edineceksiniz)?” 44- De ki:“Şefaat tümüyle Allah’ındır. Göklerin ve yerin hükümranlığı da yalnız O’nundur. Sonra da siz O’na döndürüleceksiniz.”

43. Yüce Allah, kendisinden başka kendilerine bağlanılan, kendilerinden dilekte bulunulan ve kendilerine ibadet edilen şefaatçiler edinmeyi reddederek şöyle buyurmaktadır: Sen onlara cahilliklerini açıklayarak ve O’ndan başka edinilen bu şefaatçilerin ibadet namına hiçbir şeyi hak etmediklerini belirterek “de ki: Ya onlar” yani sizin şefaatçi edindiğiniz varlıklar “hiçbir şeye sahip değilseler” göklerde ve yerde zerre ağırlığı kadar, hatta bundan daha küçük ya da daha büyük hiçbir şeye sahip olmasalar, hatta “akıl erdiremiyorlarsa” onların kendisi sebebi ile övülmeyi hak edecekleri bir akılları bulunmasa “da mı” hâlâ onları şefatçi mi göreceksiniz? Bunların akıllarının olmayış sebebi ağaç, taş, suret gibi cansız yahut ölmüş varlıklar olmalarındandır. Ya bunları şefaatçi (ve ilâh) edinenlerin hiç aklı olabilir mi? Böyle kimseler, insanların en sapığı, en cahili ve en ileri zalimleri değil midir?

44. Onlara “de ki: Şefaat tümüyle Allah’ındır.” Çünkü her şeyin yetkisi de bütünü ile Allah’ındır. Bütün şefaatçiler O’ndan korkar. O’nun izni olmadan hiç kimse O’nun nezdinde şefaat edemez. O, kuluna rahmet ihsan etmeyi murad ederse, katında değerli olan şefaatçi kimsenin ona -her iki şahsa (edene ve edilene) bir rahmet olmak üzere- şefaat etmesine izin verir. Daha sonra Yüce Allah, şefaatin tümüyle yalnız kendisine ait olduğunun gerekçesini “Göklerin ve yerin hükümranlığı da yalnız O’nundur” diye açıklamaktadır. Yani oradaki bütün şahıslar, fiiller ve sıfatlar, O’na aittir. Bu yüzden şefaatin gerçek sahibinden istenmesi ve yalnızca O’na ihlâsla ibadet edilmesi gerekir. “Sonra da O’na siz O’na döndürüleceksiniz.” O da ihlâsla kendisine ibadet edenlere pek büyük mükâfatlar verecektir. Kendisine şirk koşanları da çok ağır bir azap ile cezalandıracaktır.