Skip to content
Tafsir As-Saadi - Turkish · Maryam
Sūrah 19

Maryam

This is a tafsīr in a language other than Arabic as the Quranic Universal Library (QUL, by Tarteel) has it, taken through the open copy of QUL’s data that spa5k/tafsir_api keeps. QUL’s record does not say who wrote or translated it or which printed edition it follows, and states no licence for the text, so the right to show it is not verified. Nobody has compared it with a printed book, and no scholar has reviewed it. Each passage stands beside the verses it comments on, which are the Qur’ān text of Tanzil, shown as it is there. Sabīl did not write or translate any of it.

Text fromQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITtaken 2026-10-21

Verses 85–87

يَوْمَ نَحْشُرُ ٱلْمُتَّقِينَ إِلَى ٱلرَّحْمَـٰنِ وَفْدًا 85 وَنَسُوقُ ٱلْمُجْرِمِينَ إِلَىٰ جَهَنَّمَ وِرْدًا 86 لَّا يَمْلِكُونَ ٱلشَّفَـٰعَةَ إِلَّا مَنِ ٱتَّخَذَ عِندَ ٱلرَّحْمَـٰنِ عَهْدًا 87

85- O gün takva sahiplerini (konuk) heyet halinde Rahman’ın huzuruna toplarız. 86- Günahkarları da susuz olarak cehenneme süreriz. 87- Rahmân’ın katında söz almış olandan başkası (o gün) şefaat hakkına sahip olamaz.

85. Şanı Yüce Allah, muttakiler ile günahkârlardan oluşan iki kesim arasındaki farkı bildirmektedir: Allah, kendi uğruna şirkten, bidatlerden ve masiyetlerden sakınanlar kıyamette şerefli kılınmış ve tazime mazhar olmuş olarak mahşere getirecektir. Onların sonunda huzuruna varacakları ve varmayı istedikleri zat, lütufkâr ve Rahmân olan Allah’tır. O’nun huzuruna heyetler halinde varacaklardır. Birisinin yanına heyet halinde giden kimsenin kalbinde ise mutlaka belli bir umut, yanına gittiği kimse hakkında bilinen şekilde bir hüsn-ü zan bulunur. İşte takvâ sahipleri de Rahmân olan Allah’ın huzuruna rahmetini, herkesi kuşatan ihsanını ve rıza yurdu olan cennette O’nun bağışlarına nail olmayı umarak gideceklerdir. Buna sebep ise O’na olan takvaları ve dünyada iken işledikleri O’nu razı edecek amellerdir. Zira Yüce Allah, bu amellere karşılık peygamberleri aracılığıyla onları mükâfatlandıracağına söz vermişti. Onlar da bu sözün verdiği kalp huzuru ile ve O’nun lütfuna güvenerek Rablerine yönelirler.

86. Günahkârlar ise cehenneme susuz olarak sürüleceklerdir. Bu ise en büyük zindan, en ağır ve dehşetli ceza olan cehenneme, en zelil ve en hakir halde sürüleceklerini, en korkunç şekilde oraya götürüleceklerini ifade eder. Susamış, yorgun ve bitkin olacaklardır. İmdat ve yardım isteyecekler, yardımlarına cevap verilmeyecektir. Dua edecekler, duaları kabul olunmayacaktır. Kendilerine şefaat edilmesini isteyecekler, onlara şefaat olunmayacaktır. Bundan dolayı da Allah şöyle buyurmaktadır:

87. “Rahmân’ın katında söz almış olandan başkası (o gün) şefaat hakkına sahip olamaz.” Yani şefaat veya onun bir bölümü onlardan hiçbirisinin elinde ve imkânında değildir. Şefaat yalnızca Yüce Allah’ın elindedir:“De ki: Bütün şefaat Allah’ındır.”(ez-Zümer, 39/44) Allah, onlara şefaat edeceklerin şefaatinin fayda vermeyeceğini haber vermektedir. Çünkü onlar Allah nezdinde O’na ve peygamberlerine iman etmek suretiyle herhangi bir söz almış değillerdir. Aksi takdirde Allah nezdinde bir söz alıp da O’na ve peygamberlerine iman eden ve peygamberlerine tâbi olan kimseler, Allah’ın kendilerinden razı olacağı ve şu ayette olduğu gibi şefaate nail olacak kimselerden olabileceklerdir:“O’nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler.”(el-Enbiya 21/28) Yüce Allah kendisine iman edip de peygamberlerine uymayı “söz” diye adlandırmıştır. Çünkü O, kitaplarında ve peygamberleri vasıtasıyla peygamberlerine uyan kimselere güzel mükâfatlar vereceğine dair söz vermiştir.