Skip to content
Tafsir As-Saadi - Turkish · Yusuf
Sūrah 12

Yusuf

This is a tafsīr in a language other than Arabic as the Quranic Universal Library (QUL, by Tarteel) has it, taken through the open copy of QUL’s data that spa5k/tafsir_api keeps. QUL’s record does not say who wrote or translated it or which printed edition it follows, and states no licence for the text, so the right to show it is not verified. Nobody has compared it with a printed book, and no scholar has reviewed it. Each passage stands beside the verses it comments on, which are the Qur’ān text of Tanzil, shown as it is there. Sabīl did not write or translate any of it.

Text fromQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITtaken 2026-10-21

Verses 99–100

فَلَمَّا دَخَلُوا۟ عَلَىٰ يُوسُفَ ءَاوَىٰٓ إِلَيْهِ أَبَوَيْهِ وَقَالَ ٱدْخُلُوا۟ مِصْرَ إِن شَآءَ ٱللَّهُ ءَامِنِينَ 99 وَرَفَعَ أَبَوَيْهِ عَلَى ٱلْعَرْشِ وَخَرُّوا۟ لَهُۥ سُجَّدًا ۖ وَقَالَ يَـٰٓأَبَتِ هَـٰذَا تَأْوِيلُ رُءْيَـٰىَ مِن قَبْلُ قَدْ جَعَلَهَا رَبِّى حَقًّا ۖ وَقَدْ أَحْسَنَ بِىٓ إِذْ أَخْرَجَنِى مِنَ ٱلسِّجْنِ وَجَآءَ بِكُم مِّنَ ٱلْبَدْوِ مِنۢ بَعْدِ أَن نَّزَغَ ٱلشَّيْطَـٰنُ بَيْنِى وَبَيْنَ إِخْوَتِىٓ ۚ إِنَّ رَبِّى لَطِيفٌ لِّمَا يَشَآءُ ۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْعَلِيمُ ٱلْحَكِيمُ 100

99- Onlar Yusuf’un huzuruna vardıklarında o, babasını ve annesini bağrına bastı ve:“Allah’ın iradesi ile hepiniz güven içinde Mısır’a girin” dedi. 100- Babasını ve annesini tahtın üzerine çıkartıp oturttu. Hepsi de onun için secde ettiler. O zaman dedi ki:“Babacığım! İşte bu, önceleri gördüğüm rüyanın yorumudur. Rabbim onu doğru çıkardı. O, bana iyilikte bulundu. Çünkü beni zindandan çıkardı ve şeytan, kardeşlerimle aramı bozmuşken sizi çölden getirdi. Şüphesiz Rabbim, dilediğini lütfeder. Gerçekten O, her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.”

99. Yakub, çocukları ve onların aileleri hep birlikte hazırlanıp kendi beldelerinden yola çıkarak Mısır’a Yusuf’un yanına doğru yola koyuldular. Onun yanına ulaşıp da “Yusuf’un huzuruna vardıklarında o, babasını ve annesini bağrına bastı.” Onları kucakladı, onları kendisine yaklaştırdı. Açık bir şekilde onlara iyi davrandı ve en güzel şekilde davrandı. Onları çok ileri derecede tazim etti. Bütün yakınlarına da:“Allah’ın iradesi ile hepiniz güven içinde Mısır’a girin, dedi.” Her türlü hoşlanılmayan ve korkulacak şeylerden yana güvenlik içinde girin. Onlar da bu sevindirici halde girdiler. Artık hayatın zorluğundan ve geçim darlığından kurtulmuş, sevince gark olmuşlardı.

100. “Babasını ve annesini tahtın üzerine” hükümdarlık tahtına ve Aziz’in makamına “çıkartıp oturttu. Hepsi de onun için secde ettiler.” Babası, annesi ve kardeşleri onu tazim, saygı ve ikram olmak üzere secdeye kapandılar. Bu durumu ve onların kendisine secde ettiklerini gören Yusuf “dedi ki: Babacığım, işte bu önceleri gördüğüm rüyanın yorumudur.” Daha önce on bir yıldız ile güneşin ve ayın bana secde ettiklerini görmüştüm. İşte bu rüyanın yorumu ve gerçekleşip ulaştığı nokta budur. “Rabbim onu doğru çıkardı.” Bunu gerçekle ilgisi olmayan karmakarışık rüyalardan biri kılmadı. “O, bana” tam anlamı ile “iyilikte bulundu. Çünkü beni zindandan çıkardı ve şeytan, kardeşlerimle aramı bozmuş iken sizi çölden getirdi.” Bu, Yusuf’un inceliğinin ve güzel hitabının bir göstergesidir. Çünkü o, zindandaki halini söz konusu etmekle birlikte kardeşlerini tam anlamı ile affetmiş olduğundan kuyudaki durumunu ağzına bile almamış ve bu günahı söz konusu dahi etmemiştir. Yine “Sizin çölden gelişiniz, Allah’ın bana bir lütuf ve ihsanıdır.” demiş, bunu bu şekilde ifade etmekle birlikte “O, açlıktan ve yorgunluktan sonra sizi buraya getirdi” demediği gibi “Size iyilikte bulundu” da dememiş, aksine “bana iyilikte bulundu” demiş ve bu iyiliğin kendisine yapılmış olduğunu ifade etmiştir. Rahmeti ile kullarından dilediğine lütuf ve ihsanda bulunan, onlara kendi nezdinden rahmet bağışlayan Allah’ın şanı ne yücedir! Gerçekten O, büyük bağış sahibidir. Diğer taraftan Yusuf:“Şeytan kardeşlerimle aramı bozmuş iken” demiş “şeytan kardeşlerimi saptırmışken” dememiştir. Aksine o günah ve cahilliğin her iki kesimden de sadır olduğunu hissettirecek ilk ifadeyi kullanmış, ve “Şeytanı rezil ve rüsvay ederek uzaklaştıran ve bu zorlu ayrılıktan sonra bizi bir araya getiren Allah’a hamd olsun.” demiştir. “Şüphesiz Rabbim, dilediğini lütfeder.” O, lütuf ve ihsanını kuluna fark edemeyeceği bir şekilde ulaştırır. Yine kulunu hoşuna gitmeyecek yollarla oldukça üstün mevkilere kavuşturur. “O, her şeyi” bütün işlerin açık kısımlarını da gizliliklerini de, kulların gizlediklerini de kalplerindekini de “bilendir”; her şeyi yerli yerine koyması ve işleri onlar için takdir etmiş olduğu vakitlerine götürüp ulaştıran “hikmet sahibidir.”