Skip to content
Tafsir As-Saadi - Turkish · Yunus
Sūrah 10

Yunus

This is a tafsīr in a language other than Arabic as the Quranic Universal Library (QUL, by Tarteel) has it, taken through the open copy of QUL’s data that spa5k/tafsir_api keeps. QUL’s record does not say who wrote or translated it or which printed edition it follows, and states no licence for the text, so the right to show it is not verified. Nobody has compared it with a printed book, and no scholar has reviewed it. Each passage stands beside the verses it comments on, which are the Qur’ān text of Tanzil, shown as it is there. Sabīl did not write or translate any of it.

Text fromQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITtaken 2026-10-21

Verse 98

فَلَوْلَا كَانَتْ قَرْيَةٌ ءَامَنَتْ فَنَفَعَهَآ إِيمَـٰنُهَآ إِلَّا قَوْمَ يُونُسَ لَمَّآ ءَامَنُوا۟ كَشَفْنَا عَنْهُمْ عَذَابَ ٱلْخِزْىِ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَمَتَّعْنَـٰهُمْ إِلَىٰ حِينٍ 98

98- (Azabı gördüğünde) iman edip de imanı kendisine fayda sağlamış bir ülke olaydı ya! Ancak (böyle bir şey olmamıştır) Yunus’un kavmi müstesna. Onlar iman edince üzerlerinden dünya hayatındaki rüsvay edici azabı kaldırdık ve onları bir süreye kadar faydalandırdık.

98. Yalanlayan ülke halkları arasında azabı gördüğü vakit “iman edip de imanı kendisine fayda sağlamış bir ülke olaydı ya!” Yani azabı gördüğü vakit iman edip de imanından fayda sağlayan hiçbir kimse olmamıştır. Tıpkı Yüce Allah'ın az önce (90 ve 91. ayette) Firavun hakkında belirttiği gibi. Zira Firavun azabı gördüğünde:“İsrailoğullarının iman ettiklerinden başka bir ilahın olmadığına iman ettim. Ben de müslümanlardanım” demişti, ancak ona şöyle karşılık verilmişti:“Şimdi mi? Halbuki sen bundan önce isyan etmiş ve fesatçılardan olmuştun.” Bir başka yerde de Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Onlar bizim azabımızı gördüklerinde: Yalnızca Allah’a iman ettik ve O’na eş tutmakta olduğumuz şeyleri de inkâr ettik, dediler. Ama bizim azabımızı gördüklerinde imanları onlara fayda vermedi. Bu, Allah’ın kulları hakkında geçerli olagelen sünnetidir/kanunudur.”(el-Mü’min, 40/84-85); “Onların her birine ölüm geldiğinde: Rabbim beni döndürün, umulur ki geride bırak(ıp zayi ettiğim ömrüme) karşılık salih amel işlerim, der. Asla! Bu, onun söylemiş olduğu bir sözden ibarettir.”(el-Mü’mimûn, 23/99-100) Buradaki hikmet açıktır. Çünkü zorunlu hallerdeki iman, gerçek bir iman değildir. Eğer bu azap uzaklaştırılacak ve kişiyi imana mecbur eden bu durum kaldırılacak olsa o kimse, yine küfre döner. “Yunus’un kavmi müstesna. Onlar iman edince üzerlerinden dünya hayatındaki rüsvay edici azabı kaldırdık ve onları bir süreye kadar faydalandırdık.” İşte onlar, sözü geçen bu genel durumdan istisna edilmişlerdir. Elbette bunun gizliyi de açığı da bilen Allah'ın bize ulaşmamış ve zihnimizin idrak edemediği bir hikmeti vardır. Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Muhakkak Yunus da gönderilen (peygamber)lerdendi... Biz onu yüz bin hatta daha fazlasına gönderdik. Onlar imana geldiler, biz de onları bir zamana kadar faydalandırdık.”(es-Sâffât, 37/139-148) Buradaki hikmet şu olabilir: Onların dışında helak edilenler, eğer azap kaldırılıp geri döndürülecek olsalardı yine onlara yasak kılınan şeylere dönerlerdi. Yûnus kavminin ise Yüce Allah, imanlarının devam edeceğini bilmiştir. Hatta fiilen de imanları devam etmiş ve onlar imanları üzerinde sebat göstermişlerdir. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.